Ukbaincisi's Blog

Eylül 29, 2009

KALBİNİZİN FREKANSI NEREYE AYARLI?…

Filed under: İslami yazılar — ukbaincisi @ 10:15 am
Tags:


Gönül frekansım ilk seninle mana buldu.

Ey Tevhidi Kelamım!

La ilahe illallah diyen yer ve gök ehli Hakka hep bu gönülden seslendi ardın sıra.

Benliğime açılmaz kilitler vurdum gelişinle, yokluklarda dolaşan biçareler olmamak adına

Kaybedişlerin yaşandığı deryalarda boğulmadıysam eğer bugün

Senin zikrinledir, Rahmanı yanımda hissetmem en çaresiz kalınan zamanda

Dilimde gonca olup, kalbimde güle dönen ey emanet sözüm

Nurunla arındır tüm yakında olup, uzaklarda kendilerini sananları

Ve şahadetin şerbetini kanarak yudumlarken, ilk sen gel öp hasretle dudaklarımı

Ömür sabahının ufkunda bırakıldığın yüreklerimizdeki bereketini

Tan ağarışındaki çiğ tanesinin rahmeti kadar serin ve derin kıl her daim.

Ey dilden ilk dökülen name, en son da sen uğurla Sevgiliye bizleri.

Gönül frekansım şükrün eda edildiği iklimlerde sana yöneldi.

Ey Namazım!

Bir öğlenin yakıcı güneşini hisseden tenim gibi hissettim seni

Nefsimle baş başa kaldığım mücadelemin en kavurucu noktasında

Kıyamda sana verdiğim sözlerin ağırlığı sardı bedenimin üst yanını

Bir bir rûkuda boynumu büktü yalan dünyanın mahcup bırakan yanları

Ve secdeye varmak istedim koşarcasına af kapıları yüzlere kapanmadan

Hep bir umutla selam gönderdim sana, kapına fikir, zikir ve şükür güllerini bırakarak

Bir tek bu frekanstan gönderdim sana dualarımı ve çaresiz haykırışlarımı

Bedenimi ve ruhumu çıkmaz sokaklara sürükleyen günahlarımla başa çıkmak adına

Ve yalnız seccademin nuruyla aydınlata bilirdim, yüreğimin karanlıkta kalmış yollarını

Ey Rahmanla buluşturan, baharımda tuttuğun ellerimi, sonbaharımda takatsiz kalıp bırakma

Gönül frekansım arınmaya en muhtaç bir ayda sana yöneldi.

Ey Orucum!

Yoklukta sabretmeyi ve varlıkta şükretmeyi öğrettin her saniyenle birlikte

Nefsimin doyumsuzluklarına setler inşa edip, günah girdaplarından korudun her zerremi

Ruhumu özgür bıraktım ayaklara takılacak bir taş kalmayan Hakkın yollarında

Hoşgörü yağmurlarıyla dolan kör kuyulara hapsettim benliğimi arınması adına

Aç ve susuz aştım sabır çöllerini dua güneşinin aydınlığından güç alarak

Ve Teheccüdün enfesliğiyle hem hal olurken, sahurun nuru aydınlattı bir anda gecemi

İkindinin kızıllığıyla uğurlarken günü, iftarın bereketi anlamlı kıldı her rızk için şükür edilen hecemi

Ömür hasatlarının yapıldığı şu mevsimin yağmurlarında ıslanmak doyasıya

İstiğfar yıldızının ardın sıra dilek tutmak ve tövbe gök kuşağıyla günahlardan arınmak

Koşabildiğince koşmak nefesler kesilinceye kadar af ovalarından Ezeli olana

Ey diğer aylardan bin kat daha hayırlı olan, arınmama vesile ol ve kurtar beni çıkmazlardan!..

Gönül frekansım paylaşmanın hazzını zerrelerinde hissettiği bir anda sana yöneldi.

Ey Zekâtım!
Bolluğun ihtişamından kendinden geçip benciliğin caddelerinde koşan gönlümü
Yokluğun kol gezdiği sokaklarda dolaşanlarla komşu kılansın sen
İkram etmenin bereketini her daim haneme doldurup yüreğimi coşturansın
Samimiyetin gölgesinde verdikçe hiç azalmayıp, bilakis arttıkça artansın
Sen insanları servette bir tutup, takvada birbirinden ayırıp üstün kılansın
Yokluktan sararmış simaları, paylaşmanın bereketiyle yeniden canlandıransın
Adaleti gönüllere Nev baharda bir tohumla ekip, hazanda kucak dolusu olarak toplattıransın
Dünya sermayemizin bereketi, ahiret azığımızın en lezzetli lokmasısın sen
Yalnızlığı silensin üzerimizden paylaştıkça kardeşliği perçinleyen bir dokunuşsun yüreklerimize
Ey Emanet olunan, emanet verileceğin gönüllere girmeyi bizlere de vesile kıl

Gönül frekansım hasretin ve vuslatın ufkunda sana yöneldi.

Ey Haccım!
Yıllarca özlemini yüreğimde büyüttüğüm sevdalının iklimine koştuğum vakitsin
Gurbetin bağrında yetiştirdiğim, susuzlukta bile soldurmadığım gülümün diyarına uzanan bir sabah
Hicretinle Mekke de hüzünlü bir geceyi yudumladığım,

Medine de aydınlık bir mehtaba gözlerimi açtığım ansın.
İhrama bürünürken bütün dünyalıkların üzerimden akıp gitmesine vesile olansın
Şimdi Arafat’ı şahit tutuyorum asırlardır senin için büyüttüğüm sevdama
Umutla koşuyorum Merve ve Safa arasını Hacer misali hiç yorgunluk nedir bilmeden
Ve hayranca dalıyor gözlerim kâinattaki yeşillerin en mukaddesine bürünmüş hanene
Ve kendimi ilk kez bu kadar berrak görüyorum ravzandaki mermerlere bakıp bakıp kaybolurken
Zemzem kuyusuna akıtıyorum şimdi gözyaşlarımı sevdanla yudumlayanların duasında olmak ümidiyle
Ey sevgili şimdi kabul eder misin ikliminden çok uzaklarda yetişmiş
Boynunun büküklüğüne aldırmadan mevsiminde gül olmak isteyen bu garip goncayı?

Gönül frekansım daima sana dönüktür.

YA ERHAMER RAHİMİN
Sen ki, bu bedene can, bu ruha ilham olansın
Sen ki, şah damarından yakın olan, her nefeste zikirle anılansın
Sen ki, fikirlerimize varlığınla yön bulduran, nimetlerine karşı sonsuz şükre layık olansın
Sen ki, varlığımın tek sahibi, ruhlarımızın ezeli ve ebedi hükümdarısın
Sen ki, yaratılanlar âdetince hamdu senayla anılacak olansın
Ey RAHMAN ve RAHİM olan ALLAH’ım!

Sana sesleniyorum şimdi
Beşi birbirinden mukaddes taşla ördüğüm ve İslam’ın nuruyla yükselttiğim kalemden
Bilirim ki, bu gönül frekansımın tek dinleyenisin ve dilediğimi esirgemeden ikram edensin
Hamd Sanadır,

Ey Âlemlerin yegâne sahibi, Ey varlığıyla zerreleri kuşatan Rabbim
Bu garip gönüllerin her daim dinleyici ol ve bizi Senin varlığını duyanlardan ve bu sese ses verenlerden eyle…

Hamd olsun Rabbim bu aciz sözlerimle Seni anmama izin verdiğin için…
Gönlümün frekansını Sana yönlendirdiğin için…

İLKNUR DOĞANAY

Eylül 26, 2009

SUYUN SIRRI

Filed under: İslami yazılar — ukbaincisi @ 11:37 pm
Tags:

allah_by_tahiwanite

SU SIRRI ZİHNİMİN kıvrımlarında dolaşıyor… Kalbimin kanallarında akacak mecra arıyor…

Duygular su berraklığını ile derinleşmek istiyor…

Fiziksel görümünü, kimyasal bileşimini öğrenmek su hakikatine olan susuzluğu gidermiyor…Mana sırrı imbik imbik süzülmek, tel tel çözülmedikçe bu sır nasıl anlaşılır? Zahirin zırhını soymadıkça yalın hakikate yakın olunabilir mi?

Su… Renksizliğin rengi… Kokusuzluğun kokusu… Şekilsizliğin şekli… Toprak su ile buluşmadıkça hayat hayal edilebilir mi? Hangi renklerden, hangi kokulardan, hangi güzel suretlerden söz edile bilinir?

Gönül toprağı iman ab-ı hayatı ile sulanmadıkça hayatın hakiki renkleri, hakiki kokusu, hakiki hakikati anlaşıla bilinir mi? Karanlıklar aydınlığa nasıl akar?

Su… Acizliğin Aziz’e akışıdır… Berraklığı, “Ben”in erimişliğidir… “Ben”i anlamayanları boğar su… Firavun gibi… Abdiyetle akanlara yol olur su… Musa (a.s.) gibi…Acizliğini istiğfarla ilan edenleri selamet sahiline taşır su… Yunus (a.s.)gibi…

Cemalinde celal, celalinde cemal taşır… Tufanda Nuh’un (a.s.) gemisi gibi…

Özde temizdir, temizleyicidir su… Onu iyi bakan kendi öz temizliğini görür, kirlenmişliğini de fark eder. Okutmak istediği hakikat içilmedikçe iç temizlik eksik kalır.

Sıkıntılardan sıyrılmak, hadiselerde boğulmamak, üzüntüleri eritmek, çaresizliği çökertmek “Ben” buzulunu eritip deryada bir damla olabilmekte…Buz nasıl olsa eriyecek, bari deryaya dahil olsun.

Tefekkür şuasıyla derin darbeler vurabilsek buzula, hayat suyu olup deryalara akacak duracak… Durmadan akmak tefekküre…Fazl ve Rahmet arşını ulaşabilmek… Bedeninin suda yüzdüğü gibi, Rahmet nimetlerini gark olduğunu fark edebilmek… Zihni ve kalbi bulanıklığını istiğfarla temizleyebilmek… Gittiği yerleri de temizleyebilmek… Su gibi engel tanımamak… Kalpte bahar bahçeleri çiçek açmağa başlamış demektir

Leylaklar, sümbüller, güller, laleler… Rahiyaları, renkleri, suretleriyle gülüyordur… Eğilip ellemekle, koklamakla mutluluk zikirleriyle cezbeye ulaşırlar… Her adımda ayrı bahar manzaraları süzülerek akar zihinlerden kalplere…

Derin derelerden bir adımda geçilir… Gökkuşağı rahiyasıyla yüreklerde serin rüzgarlar eser… Şırıl şırıl temiz akan duygularla bahar daha bir belirginleşir…

Ne engeller sıkar, ne de sıkıntılar…Üzüntüler üzerimizden akar gider… Dağlarvari hadiseler yastık olur yüzdürür… Yüzümüz de güler, yüreğimiz de…

Yürekten damlayan bir damla yeryüzünü sular… Deryaları kurutur… Yürekli bir damla olabilmek mesele… “Ben”i baharlara akıtabilmek… Rahmet’e tutunabilmek ve yere Rahmet diye damlayabilmek… Bahar olup tekrar buharlaşabilmek Rahmet semalarına…

Ey su; hakikatin zihnimden kalbimin derinliklerine Rahmet olarak aksın…Duygularım berraklığınla derinleşerek coşsun…Musa’ya (a.s.) yol olduğun gibi hayatım hakikatinle aksın… Sıkan sıkıntılar, daraltan hadiseler Yunus’u (a.s.) taşıdığın gibi selamete taşısın.

Bir damla su olabilmek karıncanın ağzında…İbrahim’i (a.s.) yakmak isteyen Nemrutları boğmak için…

Ey yüzüme abdest diye sürdüğüm su… Yüreğimi yakmak isteyen şeytani nefis Nemrutlarını tufan gibi boğ… İman gemisini selametle sonsuzluk sahillerine ulaştır… Su arşının Rabbinden Rahmetini umarak, yarılmış yüreğimizle istiyoruz… Bizi susuzluğunda boğma, Ey Rahman ve Rahim olan Allah.

Waterfall

BESMELE İLE BAŞLAYALIM SÖZE…

Filed under: Besmele — ukbaincisi @ 10:39 pm

Islamic_besmele

Euzübillahimineşşeytanirracim demek,

Allah’ın rahmetinden uzak olan ve gazabına uğrayarak dünyada ve ahirette helak olan şeytandan, Allah-u teâlâya sığınırım, korunurum, yardım beklerim. Ona haykırır, feryat ederim demektir.

Bismillahirrahmanirrahim demek ise, her var olana, onu yaratmakla ve varlıkta durdurmakla, yok olmaktan korumakla iyilik etmiş olan Allahü teâlânın yardımı ile, bu işimi yapabiliyorum demektir.
 
İlk yazılan, Besmeledir. Âdem aleyhisselama ilk gelen, Besmeledir. Müminler, Besmele yardımı ile, Sırattan geçer. Cennet davetiyesinin imzası Besmeledir. Peygamber efendimiz, (Hoca çocuğa, Besmele okur, çocuk da söyleyince, Allahü teâlâ, çocuğun ve anasının ve babasının ve hocasının Cehenneme girmemesi için senet yazdırır) buyurdu.

Euzü okumak, (Euzü billâhi mineş-şeytânirracîm); besmele okumak ise, (Bismillâhirrahmânirrahîm) demektir.

Hadis-i şerifte, (Kur’an-ı kerime saygı göstermek, Euzü okuyarak başlamakla olur ve Kur’an-ı kerimin anahtarı, Besmeledir) buyuruldu. Sure okurken, Euzü Besmele okunur. Âyet-i kerime okurken, âlimlerin çoğuna göre, yalnız Euzü okunur. Sure veya âyet okumaya başlarken Euzü okumak vacip, Fatiha okumaya başlarken Besmele okumak da vaciptir. Diğer surelere başlarken Besmele okumak sünnettir.

Namazda, Sübhaneke okuduktan sonra Euzü Besmele okumak sünnettir. Allahü teâlâ, (Kur’an-ı kerim okuyacağın zaman E’uzü… söyle) buyuruyor. (Nahl 98)

Kesin haram olduğu bilinen bir şeyi mesela şarap içerken veya domuz eti yerken Besmele çekmek küfürdür.

İyi işlere Besmele ile başlamalıdır! Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Besmele ile başlanmayan her önemli iş noksan kalır.) [Beyheki]

(Eve girerken Besmele çekilirse, şeytan, “Bu eve girmeme imkan yok” der, dönüp gider.) [Tibyan]

(Amel defterinde 700 Besmele bulunanı Allahü teâlâ Cehennemden çıkarır.) [Tergibussalat]

(Besmele ile yazı yazanın haceti kolaylaşır, Allahü teâlâ da razı olur.) [Deylemi]

(Besmele ile işe başlayanın günahları af olur.) [İ. Rafii]

(Yemeğe Besmele ile başlayıp, sonunda Elhamdülillah diyenin, daha sofra kalkmadan günahları af olur.) [Taberani]

(Besmele ile yenen yemek bereketli olur.) [İbni Mace]

(Sıkıntıya düşen, “Bismillahirrahmanirrahim ve lâ havle ve lâ kuvvete illa billahil aliyyil azim” derse, her türlü sıkıntıdan kurtulur.) [Deylemi]

(Bin kere Besmele okuyanın dört bin büyük günahı af olur.) [Tergibussalat]

(Helaya girerken çekilen Besmele, cinlere perde olur, avret yerlerini göremezler.) [T. Salat]

(Besmele yazılı bir kağıdı, yerden kaldıran sıddıklardan yazılır.) [Tergibussalat]

(Besmelesiz koku sürünen, şeytanlara da koku sürmüş olur.) [İbni Sünni]

(Şeytandan korunmak için, yemeğe Besmele ile başla!) [Taberani]

(Su içerken Besmele çek, bitince de, Elhamdülillah de ve üç nefeste iç!) [İbni Sünni]

(Yemeğe başlarken, Allahü teâlânın adını anın, yani Besmele çekin! Başında Besmele çekmeyi unutan, hatırladığı zaman, “Bismillahi alâ evvelihi ve ahirihi” desin!) [Ebu Davud, Tirmizi, Hâkim]

İşlere başlarken kısaca Bismillah demek de yetişir!

[“h” harfinin iyice belli olması için] (Bismillahi) demek daha uygundur.

Besmele ile başlanılan iş bitince de, (Elhamdülillah) demeli, yani Allahü teâlâya şükretmelidir!

İbrahim suresinin, (Şükrederseniz elbette nimetimi artırırım) mealindeki 7.âyet-i kerimesi ile (Az-çok bir nimete kavuşan “Elhamdülillah” derse, Allahü teâlâ, o kimseye bu nimetten daha iyisini verir) ve (Yiyip içtikten sonra “Elhamdülillah” diyenden Allahü teâlâ razı olur) hadis-i şerifleri, nimete şükredince, hem eldeki nimetin yok olmaktan kurtulacağını, hem de yeni nimetlerin ele geçmesine sebep olacağını bildirmektedir. (T.Gafilin)

Besmeleyle başlamak
Her hayırlı işe Besmeleyle başlamak gerektiğine göre, mektuplara, maillere de Besmeleyle başlamak gerekir!

Besmeleyi İslam harfleriyle yazmak gerekir. Ancak Besmele şimdiki mektuplarda yerlerde sürünebileceği için mektuplara yazmamak daha uygun olur. Maillerde ve mektuplarda, İslam harfleriyle yazılı şeklini Latin harfleriyle karışık yazmak caiz olmaz. İslam harfleriyle yazılı olup elden götürülecek mektuplara ve yine İslam harfleriyle yazılan maillere Besmeleyle başlamak sünnettir. Büyük İslam âlimi Hindistanlı Dost Muhammed Kandihârî hazretleri, 29. mektubunda buyuruyor ki:

Peygamber efendimiz, mektupların başına, (Bismillâhirrahmânirrahîm) yazardı. Mesela, Dıhye-i Kelbî aracılığıyla Rûm kayseri Herakliyus’a gönderdiği mektuba Besmeleyle başladı. Kâfire bile yazılan mektuba Besmeleyle başlamak sünnettir. Hudeybiye barışında Hazret-i Ali’ye Besmele yazmasını emretti.

Her hayırlı işe Besmeleyle başlamalıdır.

Theme: Rubric. WordPress.com'dan blog alın.

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.